Bilecik’in Tarihçesi

bilecik tarihi

Kentin Antik Çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içinde yer alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilir. Bitinya bölgesinin bilinen tarihi M.Ö. 1950′ lerde u bölgede yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar. Bölge daha sonra Mısır, Frig, Hitit, Kimmer, Lidya, Pers, Makedonya, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Bitinya İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçmiştir. Bilecik’in ilk bilinen adı ise Belekoma’ dır.
Tarihte daha çok kavmin uygarlık ve egemenliğini görmuş olan Bilecik, Kayı Boyu’nun Orta Asya’dan 400 çadırla gelmeleri ve Söğüt’te, Osmanlı Devletinin kuruluş merkezliğini oluşturmuştur. Şehir’in tarihçesinin çok eskilere uzanması ve Osmanlının kurulduğu yer olması ayrıcalığının yanında, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği çetin mücadeleler ve kazanılan zaferlerle Cumhuriyetin kuruluşunda da önemli bir role sahip olmuştur. Üzerinde çok sayıda arkeolojik ve tarihi kalıntılar bulunan, Bilecik’teki tarihi eserlerin çoğunu Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan camiler, türbeler, hamamlar, hanlar, sivil mimari örnekleri , imaret ve benzeri yapılar oluşturmaktadır.

Kayı Boyu Aşireti mensuplarının 720 yıldan bu zamana kadar geleneksel olarak sürdürdükleri ve her yıl (Eylül ayının 2. haftası son üç gün) yapılan muazzam törenlerle kutlanan ‘Ertuğrul Gazi’ yi Anma, Söğüt Şenlikleri’ne çok sayıda yerel halk ve yabancı ziyaretçi gelir. Törenlerde yörüklerin kına gecesi ve yaşadığı hayatları canlandırılır, cirit gösterileri yapılır.

Tarih Öncesinde Bilecik:

Bilecik’te ilk yerleşim olarak MÖ 3000’den öncelere rastlamaktadır. Anadolu’da Tunç Çağına geçiş sürecinde önemli bir yer olan Bilecik’ten MÖ 3000’lerde tunç yapımı için kalay çıkarıldığı bilinmektedir. Bilecik’in bilinen en eski isimleri Agrilion ve Agrillum’dur. Daha sonraki devletlerde Bilecik Bizans İmparatorluğu sınırları içine giren bir yerleşim yeri olmuştur. Doğu Roma (Bizans) döneminde kent Belekoma ismiyle anılıyordu. Bilecik o zaman, şimdiki Bilecik’in doğusunda, Hamsu ve Tabakhane derelerinin oluşturduğu geniş vadilerin arasındaki bir kaya çıkıntısı üzerine inşa edilen kale çevresinde kurulmuştu.

Antik Çağda Bilecik:


Antik Çağ’ da Bilecik’le ilgili ayırıntılı özel bilgi bulunmamaktadır. Bu sebeble şehir’in bu çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içinde bulunduğu Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilmektedir.

Bitinya bölgesinin bilinen tarihi MÖ 1950’lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar. Bölge Thynler’den sonra kronolojik sıra ile: MÖ 1550-1400 Mısırlılar, 1400-1200 Hititler, 1200-676 Frigler, 676-595 Kimmerler, 595-546 Lidyalılar, 546-334 Persler, 334-326 Makedonyalılar, 326-297 Özgürlük dönemi, 297-74 Bitinya Krallığı, 74-395 Roma İmparatorluğu, 395-1299 Bizans (673-678 ve 714-718 döneminde bölge Emevi ve Abbasi hakimiyeti) dönemlerini yaşamıştır.

Bizans Döneminde Bilecik:


Roma İmparatorluğu MS 395 yılında ikiye bölününce, Bitinya Bölgesi ve Bilecik Doğu Roma (Bizans) imparatorluğu sınırlarının içinde kaldı. Bizans imparatorluğu döneminde Belekoma Kalesi Bilecik’te inşa edilmiştir. Bizans döneminde Bilecik bir Tekfurluktu. Abbasi Halifelerinden Harun Reşid döneminde (797 yılında), Bitinya bölgesinin diğer kentler gibi Bilecik ve Söğüt civarı da fethedilerek Abbasi egemenliğine sokulmuştur. Çevresi kale ile korunan Belekoma şehir’i tarih içinde Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birçok kez el değiştirmiştir.

eski bilecik

Selçuklular Döneminde Bilecik:


Selçukluların bir boyu olan Kayıların bir bölümü (400 çadırlık bir oba) Ertuğrul Bey yönetiminde batıya doğru yön değiştirerek Söğüt kenti ve çevresine gelmişlerdir. Osmanlı vaka-i namelerinde Kayıların Söğüt ve çevresinde yerleşme tarihi olarak 1230’lu yıllar gösterilmektedir. 1231 yılında İznik İmparatoru Selçuklu sınırını ihlal edince Selçuklu Sultanı I. Aleaddin Keykubat Bizanslılara karşı bir sefer düzenlemiş, Ertuğrul Bey de bu sefere bir akıncı olarak katılmıştı. Selçuklu ve Bizans orduları arasında Sultanönü mevki civarında meydana gelen savaşın sonucu olarak Bizans ordusu yenilmiş, Karacadağ ve Söğüt dolayları Büyük Selçuklu Devleti’nin hakimiyetine geçmişti. I. Aleaddin Keykubat Belekoma (Bilecik) Tekfurunu vergiye bağladı. Savaşta büyük yararlıklar gösteren Ertuğrul Bey’e Söğüt’ü mülk, Domaniç’i de yaylak olarak verdi.
Yine Osmanlıda bulunan kaynaklara göre Ertuğrul Bey 1281 yılında vefat etmiştir. Türbesi Söğüt ilçemizde bulunmakta ve her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi Şenlikleri ile anılmaktadır.
Ertuğrul Bey, Kayı Türklerinin değerli önderidir. Kayı boyu ise Osmanlı Devletinin nüvesi, kurucusudur. Böylece Söğüt ve dolaylarında kök salan 400 çadırlık uçbeyliğinden bir Devlet doğmuştur.

Osmanlılar Döneminde Bilecik:


Ertuğrul Gazi’nin vefatından sonra Kayıların başına Osman Bey geçti. Osman Bey ve silah arkadaşları Bizans’a karşı savaşıyor ve bu savaşlarda sürekli galibiyet elde ediyorlardı. Kayıların bu başarılarında Şeyh Edebali’nin büyük rolü olmuştu.

Şeyh Edebali Ahi idi. Ahilik; tarım dahil bütün zanaat dallarında halkı, çalışanları teşvik eden, herkesi kardeş bilen, çalışanlara her türlü yardımda bulunan örnek bir örgüt anlayışı idi ve Fakih Şeyh Edebali Kayı Ahilerinin önderlerinden idi. Şeyh Edebali o sıralar Eskişehir ili sınırları içindeki İtburnu Köyünde oturuyordu. Daha sonra medresesini Söğüt ve son olarak da Bilecik şehirine taşınmıştır.

Osman Bey 1286 yılında İnegöl yakınındaki Hisarcık kalesini Bizanslılara karşı savundu. 1287 yılında İnegöl Tekfuru’nu Domaniç yakınında bulunan İkizce’de (Erice)  mağlubiyete uğrattı.

Osman Bey ve silah arkadaşlarının Bizans Tekfurları ile olan savaşlarını izleyen Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat büyük bir ordu ile Karacahisar önlerine geldi. Osman Bey’in kuvvetleriyle birleşerek Bizans elindeki bu kaleyi kuşattı. Kuşatma sürerken Selçuklu Sultanı geri döndü. Osman Bey’e bir sancak, tuğ alem ve gümüş takımlı bir at göndererek Söğüt ve Eskişehir’i de içine alan bu sancağı Osman Bey’e verdi. Karacahisar’daki Rum kilisesini camiye çeviren Osman Bey ilk kez kendi adına hutbe okuttu(1289). Bu olaylar Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun ilk işaretleri olarak nitelendirilmektedir.O sıralarda Bilecik henüz Türkler tarafından fethedilmemişti. Bizanslılara ait bir kentti. Bilecik (Belekoma) ve Yarhisar tekfurları vergiye bağlanmıştı. Osman Bey 1299 yılı yaz başında Belekoma kalesini ve peşinden Yarhisar kalesini fethetti.

 

Cumhuriyet Döneminde Bilecik:


Böylece kent Kurtuluş Savaşından çok büyük zararlar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik zarar nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır.
Kent’in Halkı Kurtuluş Savaşına tüm varlığı ve yokluğu ile katılmış, gerek milis kuvvetleri ve gerekse düzenli ordularımıza onbinlerce evladını feda etmiştir. Bilecik, Kurtuluş Savaşından yanmış-yıkılmış, tam bir enkaz halinde çıkmıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, savaştan sonra 4.000’e düşmüştür.

Savaştan önce kent bölgenin en çok bilinen ipek endüstrisinin merkeziydi. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrika bulunuyordu. Ancak, Yunanlıların çıkardığı intikam yangınlarında bu fabrika ve tesislerin tümü yandı. Bu arada diğer fabrika ve işyerlerinin de yanmış olması il ekonomisini çökertmiştir.

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir