Muğla’nın Tarihçesi

 Muğla’nın Tarihçesi

muğla'nın tarihçesi

Muğla tarihi ve tarihçesi, Türkiye’nin bir şehri ve en kalabalık yirmi dördüncü şehri. 2015 yılında 908.877 nüfusa sahiptir. Ege Bölgesi’nde, topraklarının küçük bir kısmı Akdeniz Bölgesi içine giren, Ortaca, Köyceğiz, Dalaman,  Fethiye,  Milas, Marmaris, Datça ve Bodrum gibi tatil yöreleri ile ünlü bir yerleşim yeridir. İlde 13 ilçe bulunur.

Antik dönem
Antik Karya bölgesinin en eski yerleşim topluluğu olan Muğla, bilinen tarihi boyunca başlangıçta Anadolu’nun yerli halkı olan Karyalıların, ardından kısmen ve kısa dönemler halinde Mısır, Asur ve İskit işgallerinin, zamanla da özellikle kıyılarda Helenistik kolonizasyon hareketi egemenliğinde altında kalmıştır. Önce Medler, daha sonra Persler Kenti idareleri altında almışlar ve bölgeyi bir satrap aracılığıyla yönetmişlerdir. Büyük İskender’in ordularının gelişinde Kent’in bölgesi bir Karya satrapı tarafından yönetilmekte idi.

‘Karya’ isminin bölgeye M.Ö.3400 yıllarında gelen kavimlere önderlik etmiş ‘Kar’ isimli bir komutandan kaynaklandığına dair tezler öne sürülmektedir. Bölge çağlar boyunca Karya olarak anılmış ve kuzeyde Söke, Aydın, Nazilli üzerinden başlayıp güneyde Dalaman Çayının denize döküldüğü yerde biten Karya bölgesi, kuzeyde Lidyalıların, güneyde Likyalıların ve Anadolu içlerinde de Frigyalıların hüküm sürdüğü bölgelere komşu olmuştur.

Kavimleri Karya bölgesine kıyılardan başlayan çok uzun bir süreçte nüfuz etmişlerdir. Knidos (Datça yarmadasının ucu) ve Halikarnas (Bodrum) ile başlayan Helen kolonizasyonu ile zamanla Daldala (Dalaman), Stratonikea (Yatağan Eskihisar ), Nakrasa (Karakuyu ) , Akassos (Bozüyük) ve Fethiye çevrsinde de Telmessos, Xantos (Kınık), Patara (Minare) ve Tlos (Eşen) kentleri kurulmuştur.

MÖ 334 yılında Karya’ya gelen Büyük İskender, Perslerin çekilmesiyle ortaya çıkmış kardşler arası bir saltanat kavgasıyla karşılaştı. Kardeşlerden Ada ve ağabeyi ve kocası Hidrieus ile Mausolus ve kızkardeşi ve karısı Artemisia, diğer kardeş olan Piksodaros’un isyanı ile karşı karşıya kaldılar ve bu nedenle kuzeye Alinda’ya (Karpuzlu) çekilmişlerdi. Ada Alinda’nın anahtarlarını Büyük İskender’e göndererek kendisini annesi olarak kabul etmesini isted. İskender de bu isteği kabul ederek Ada’yı Karya satraplığına getirdi. Ancak ertesi yıl İskender’in Likya’ya geçmesiyle Piksodaros ablası satrap Ada’yı öldürerek yerine geçti. İskender’in haznedar Filotas’ı satraplığa ataması da asayişi sağlamadı ve İskender’in uzaklaşmasıyla bölge Bergama ve Roma egemenliğine kadar (yaklaşık iki yüzyıl) sürecek bir anarşi döneminin içine düştü. 395’te Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle de Karya Bizans İmparatorluğu içinde kaldı.

Muğla ili tarihî kalıntılar açısından son derece zengin oluduğu, sınırları içinde 103 ören yeri bulunduğu bilinmektedir.

Osmanlı dönemi
Muğla, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve her devirde önemini korumuş bir bölgedir. İslam hâkimiyetinden önceki uygarlıklar tarafından Karya, İslam hâkimiyeti sonrasında da Menteşe adını alan bölgenin ismini nereden aldığı konusu açık değildir.. Muğlı Bey Mahan memleketinde Muhammed ’i rüyasında görüp daha sonra ulemanın huzurunda İslamiyeti kabul etmiştir. Muğla Kalesi fethedildikten sonra ise bu şehir Muğla adıyla anılmaya başlanmıştır. Farsça’da ‘Muğ’ kafir anlamına gelmektedir. Muğlı Bey Müslüman olduktan sonra birçok hizmetler yapmış ve birçok savaşa katılmıştır.
Evliya Çelebi, Muğla isminin kaynağını böyle yazsa da bu bilgiler doğrulanamamıştır. Büyük olasılıkla Şehir’in ismi, eski yani antik çağdaki ismi  Mobolla’nın bozulmasıyla ortaya çıkmıştır. Mobolla ismi daha sonrakı Türk hakimiyeti sırasında ‘Mogola’ olsa da 1307 (m. 1889) Aydın Vilayeti salnâmesinde ise ‘Mobella’ olarak belirtilmektedir.

Muğla’da ilk yerleşimlerin ne zaman başladığı hakkinda önemli bir bilgi yoktur. Fakat kentin eskiden İç Karya olarak adlandırılan bölgede yer aldığı bilinmektedir. Karya’nın M.Ö.2000’de Hititlerce de bilinen bir uygarlık olduğu göz önüne alınırsa Kent yerleşimin bu tarihlere kadar gittiği söylenebilir. Bazı kaynaklarda da bu bölgeye ilk yerleşenlerin Hititler olduğu yazılıdır. Sırasıyla Pers, Lidya, Frig, Makedon, Bergama Krallığı ve Roma hakimiyetini yaşayan şehir, 1284 yılında Menteşe Bey tarafından alınmasıyla ilk defa Türk hâkimiyetine girdi.

eski muğla

Yıldırım Beyazıd tarafından 1391’de Osmanlı hâkimiyetine giren Muğla’daki bu ilk Osmanlı hakimiyeti geçici olmuş, Muğla şehri 1402’de Timur tarafından alınmış ve nihayetinde 1425 yılında 2. Murat zamanında tam anlamıyla Osmanlı devletine bağlanmıştır. Kentin siyasi önemi Osmanlı zamanında daha da artmıştır, çünkü Menteşe Beyliği devrinde bu bölgenin yönetim merkezi Milas iken, Osmanlı devleti bu yeni devletin yönetim merkezi olarak Muğla’yı seçmiştir.

Muğla, Osmanlı devleti zamanı boyunca dışarıya kapalı küçük bir şehir olarak kaldı. I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu toprakları İtilaf Devletleri tarafından paylaşılınca Şehir 11 Mayıs 1919 tarihinde İtalya tarafından işgale uğradı. Anadolu’nun işgali sırasında Muğla’da Kocahan Mitingi düzenlenmiş ve diğer Anadolu şehirleri gibi şehirin’de da bu işgallere direneceği ilan edilmiştir. Bunun üzerine şehirde Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayi Milliyesi gibi direniş kuruluşları kurulmuştur. 1920’de Ankara’da açılan 1. Dönem meclisine 6 milletvekili gönderen Muğla İtalyanlar’ın şehirde fazla etkin olmamasından yararlanarak Menderes boyunca başlayan Yunan işgaline karşı kurulan direniş faaliyetlerine katılmıştır. Ege Bölgesi’nde 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana büyük kayıplar verdirmişlerdir. Ege illeri arasında Şehir işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuştur. İç durumun karışıklıgı, Yunanlar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Yerel halk işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuş. Anadolu’daki durumun kötüye gittiğini gören İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921’de Şehirden ayrılmıştır.

Cumhuriyet dönemi
Cumhuriyetin kurulmasından sonraki idari yapılanmada Muğla şehrinin yönetim merkezi olan şehir, dağlık yapısı ve dışarıya açılan elverişli bağlantı yollarına sahip olmadığından gelişememiştir. Yıllarca sadece il merkezi olmasının verdigi hareketlilikle gelişmeye çalışan Muğla son yıllarda özellikle üniversitenin açılması, yeni sanayi bölgesinin kurulması ve turizm faaliyetlerinin de artış göstermesiyle dışarıya açılmaya ve gelişmeye başlamıştır.

2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile şehir sınırları il mülki sınırları olan büyükşehir belediyesi kuruldu ve 2014 yılında Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesi çalışmalarına başladı.

 

Coğrafya

Muğla’da bir koy ( Muğla – Milas arasında Akbük sahili )
Muğla, Akdeniz iklimi etkisinde kalmaktadır. Muğla şehrinin içinde bulunduğu Menteşe Yöresinde dağlar denize paralel bir şekilde uzanmaktadır. 800 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda ‘Asıl Akdeniz İklimi’ ve daha yüksek alanlarda ‘Akdeniz Dağ İklimi’ hissedilir. Maksimum – minimum sıcaklık değerleri, nem oranı, yağış miktarı ve hakim rüzgar yönleri yerel coğrafi koşullara göre değişmektedir. Metrekare’ye 1000 mm’den fazla yağış alan Muğla, orman oranı bakımnndan Türkiye’nin en zengin olan yörelerinden bir tanesidir. Yağışların büyük çoğunluğu kış mevsiminde düşer ve yaz kuraklığı belirgindir. Dağların denize paralel uzanmasınn ve yükseltinin bu yörede Ege Bölgesi’nin genelinin aksine daha fazla olmasının diğer bir nedeni olarak ulaşım doğu-batı yönünde zorlaşır ve nüfus seyrekleşir.

Türkiye’nin güneybatı ucunda yer alan kuzeyinde Aydın, kuzeydoğusunda Denizli ve Burdur, dogusunda Antalya ile komşu, güneyinde Akdeniz ve batısında ise Ege Denizi ile çevrilidir.

Toplam uzunluğu 1479 km olan deniz kıyıları ile Muğla, Türkiye’nin uzun sahil şeridine sahip şehridir. En büyük ve il olmaya aday ilçesi Fethiyedir. Muğla ilinde ayrıca iki büyük göl bulunmaktadır. Bunlar Milas ile Aydın ilinin Söke ilçesi sınıırları dahiline yayılan Bafa Gölü ile Köyceğiz ilçesindeki Köyceğiz Gölü’dür. Önemli üç akarsuyu ise Çine Çayı (Yatağan’dan geçerken Yatağan Çayı), Esen Çayı (Seki beldesinden geçerken Seki Çayı) ve Ortaca -Dalaman arasinda yer alan ve bu iki ilçe arasında sınır olarak kabul edilen Dalaman Çayı’dır.

Muğla denizden 670 m yükseklikte, üstü düz bir kaya kütlesi şekliiyle ilginç bir görünüme sahip olan Asar Dağı’nın eteklerinde kurulmuştur. Muğla Ovası, Menteşe kalker platosunda Neojen çağında oluşmuş depresyonların sonradan karstlaşmasıyla oluşmuş çanak şeklinde ki çukurluklardan biridir. Muğla ovasına benzer jeolojik yapıya sahip komşu ovalar Yeşilyurt, Ula, Gülağzı, Yerkesik, Akkaya, Çamköy, Yenice ovalarıdır. Muğla Ovası Karadağ, Kızıldağ, Asar dagı ve Hamursuz Dağı ile çevrelenmiştir. Düğerek’in kurulduğu yamaçların gerisinde rakım hızla artar ve Menteşe Dağları silsilesi içinde yer alan Yılanlı Dağı 2000 metreye ulaşır.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir